Index.html

Web sitenizi yaptığınızda, mutlaka ana sayfanızı Index.html olarak adlandırın. FP bunu sizin için otomatik olarak yapacaktır ve bunun bir sebebi var. Bir bilgisayar kullanıcı Browser’ının adres kutusuna bir sitenin adresini yazar ve bu site içinde belirli bir sayfanın adını vermezse, (örneğin, sadece www.alinin_sitesi.com.tr yazarsa) Web Server hangi sayfayı gönderir? Bir çok Web Server için varsayılan sayfa Index.html’dir. Bazı Server’lar varsayılan sayfanın Default.html olarak adlandırılmasını isterler. Eski sürüm Server’lar arasında sayfa adı vermeyen ziyaretçiye web sitesinin kök dizini (root directory) içinde yer alan dosya adlarını gösteren bir liste sunanlar veya ziyaretçiye hata mesajı verenler de vardır. Web evsahibinize, Server’ının varsayılan sayfa olarak hangi adı vermeniz gerektiğini sorun ve ana sayfanıza daima bu adı verin.

Davranış Kuralları

Özellikle ticaret amaçlı Internet sayfasının muhtemel müşteri olan kişinin bilgisayarına yavaş aktarılması, kişinin ilgisinin dağılmasına ve bizim muhtemelen bir satış imkanını kaçırmamıza neden olur. Web sayfası tasarım programlarının çoğu zaman bir sayfanın Internet Server’ından kişinin bilgisayarına yüklenmesi için geçecek süreyi hesap etme imkanları bulunmaktadır. Bu imkandan yararlanılarak, sayfamızın Internet’e örneğin saniyede 14.4 Kbps aktarabilen bir modemle bağlı kişinin bilgisayarına ne kadar sürede aktarılacağını daima gözönünde tutmalıyız.

Web sayfalarımızı, Microsoft firmasının Internet Explorer programı ile izleyecekler kadar, hatta onlardan daha çok sayıda Netscape firmasının Navigator programını kullanarak ziyaret edecek kişiler olacağını hiç bir zaman akıldan çıkartmamalıyız.

Web sayfalarımız, bizi ziyaret eden kişinin bilgisayarında mevcut düzenleri asla bozmamalıdır. Bizim sayfamız, örneğin ziyaretçinin kullandığı programı tam ekran çalışmaya zorlarsa, ortaya hiç istemediğimiz sonuçlar çıkabilir. Biz bir takım bilgisayar programlarının nelere muktedir olduğunu, bilgisayar kullanıcılara kanıtlamak üzere Web sayfası yapmıyoruz. Adı üstünde sayfamızı ziyaret eden kişi ziyaretçi olduğuna göre kendisine mümkün olan bütün saygımızı göstermek zorundayız.

Ağ Davranış Kuralları adıyla (Network Etiquette–Netiquette) yaygın olan kuralları burada kısaca tekrar edelim:

  1. Kimseye hakaret etmeyin ve kimseyi öfkelendirmeyin. Sayfanıza sadece güzel şeyleri alın. Kimseyi küçük düşürücü yazı veya resim yayınlamayın.
  2. Sahibinin izni olmadan, telif hakkı başkasına ait eserleri sayfanıza koymayın. Bir yazı ve resmin, ya da bir başka sanat eserinin fotoğrafının mutlaka bir telif hakkı sahibi vardır. Bir yazının yazarının, bir fotoğrafın fotoğraçının, bir resmin ressamın izni olmadan bir basın-yayın aracına alınarak yayınlanması nasıl yasaksa, aynı şekilde Web sayfasına da konması da yayınlanması anlamına gelir ve aynı şekilde yasaktır. Bir Web yöneticisinin günümüzde söyleyebileceği en yanlış söz, “Nereden bilecekler!” sözü olsa gerek.
  3. Ticaret simgesi ve ticari marka gibi, yanında belirleyici simgesi olan logoları, ilgili firma ile açıkça yapılmış bir anlaşmanız yoksa kullanmayın.
  4. Sizden kendi sayfasına bağlantı vermenizi istememiş veya sayfasında bunu açıkça belirtmemiş kişi veya kuruluşların sayfalarına asla bağlantı vermeyin. Belirli bir Web alanına veya sayfasına bağlantı vermeniz gerektiğini düşünüyorsanız, sayfanın sahibinden yazılı izin alın.
  5. Ziyaretçilerinizin size, alanınız ve sayfanız hakkında ne düşündüklerini söyleme fırsatı verin; sayfalarınızın altında, Webmaster’ın adresini vermeyi ihmal etmeyin.

Görsel Denge

Günümüzde içeriği tayin ederken düşülen en büyük yanlışlardan biri, Internet’in en büyük müdavimlerinin iki satırdan daha fazlasını okumayan kişiler olduğu varsayımıdır. Internet’ten toplumun her kesiminden kişilerin yararlandığını varsaymak zorundayız. Sayfamızın amacı uzun uzun bilgi vermekse, “Nasıl olsa kimse okumuyor!” diye bu bilgileri kırpmak, gerçekten o bilgiye ihtiyacı olan kişilere haksızlık olur. Sayfamızın bir hareket noktası, bir geçiş noktası olduğunu tahmin ediyorsak, kimseyi fazla oyalamaya, istemediklerini bildiğimiz bilgileri zorla vermeye de hakkımız yoktur.

Grafik tasarımcı, içeriğin trafik polisidir, dersek gerçeği abartmış olmayız. Hangi görsel etkinin nasıl sağlanacağını belirlemek görsel tasarımcının işidir. Tasarımcı, bu işi yaparken önemli unsurların zincirin başında gelmesini sağlamalı, bilgi akışının belirlenmiş kurallara uygun bir şekilde ziyaretçiye ulaşmasına yardımcı olmalıdır.

Yale Tıp Fakültesi’nin, ekrana bakan kişinin göz hareketlerini belirleyen cihazlarla donattığı bilgisayarların başına oturttuğu 12 bin kişiyle yaptığı araştırma bir bilgisayar ekranının görsel taranma çizgisinin, (1) soldan üst köşeden sağ üst köşeye, (2) sağ üst köşeden sağ alt köşeye doğru genel tarama (3) yeniden sol üstten itibaren okuma, ve (4) üst orta noktadan aşağı doğru okumayı sürdürme tarzında olduğunu gösteriyor.

<webgors2.tif>

Buna göre, izleyici Web sayfasında önce büyük şekil kitlesini ve renkleri görmekte, önplandaki unsurlarla arka plandaki unsurlar arasındaki kontrastın farkına varmaktadır. İzleyici ancak daha sonra, varsa grafik unsurların verdiği bilgiyi almakta, üçüncü olarak da okumaya başlamaktadır. Okuma tahmin edilebileceği gibi, en büyük kitleden benzetme yoluyla başlamakta ve daha sonra kelimelere inmektedir.

Bu belirleme, bize, Web sayfasının bütünü itibariyle mükemmel bir grafik dengesine sahip olması gerektiğini gösteriyor: salt metinden ibaret gri bir sayfa itici ve sıkıcı iken, büyük ve geniş grafikler, büyük ve kara likeler halindeki harfler özellikle içerik arayan daha rafine izleyiciye “içi boş” izlenimini verecektir. Grafik sanatçı, bu noktada sayfanın beklenen “müşterisi”nin varsayılan ilgi odağını, grafikle metni dengeleyerek bulmak zorundadır.

<webgors1.tif>

Bu dengede oran ve uygunluk, sadece sayfanın hedef kitlesi, ya da başka bir deyişle sayfanın içeriği dikkate alınarak bulunabilir.

Yazıyı soldan sağa doğru okumaya alışmış toplumlarda, görsel dikkatin ekranda da soldan sağa doğru gitmesi doğaldır. Bu nedenle Web sayfalarında da ekranın üst yarısı, görsel odak noktası olmalıdır. Ne var ki, 14 ile 16 inç arasında değişen en yaygın ekran türünde, önce işletme sisteminin menüleri, altında browser’ın başlık ve menüleri, genellikle grafik sanatçısına, çalışabileceği temiz alan olarak 8 cm’e 13 cm’lik bir alan bırakmaktadır. Bu alanın mümkün olduğu kadar yumuşak, pastel renklerle doldurulması; sert, aşırı yoğun çarpıcı renklerden kaçınılması gerekir. Bu tür renkler ancak çok fazla dikkat çekmek istediğimiz, bir ya da iki unsur için saklanmalıdır. Yazılar mutlaka arkalarındaki zeminle çarpıcı bir kontrast oluşturmalıdır. Dramatik ve karmaşık grafikler, mutlaka grafik sanatçıları tarafından yapılmalıdır.

Metinleri daha belirgin hale getirecek noktalar, kutular, yatak ve dikey çizgiler, çoğu zaman görsel bütünlük sağlamak yerine sayfanın tümüne yama hissi verirler. Görsel sanatçıların çoğunun HTML dilinden nefret etmelerinin sebebi, H1 ve H2 başlık etiketlerinin çoğu zaman aşırı büyük başlıklar oluşturmasındandır. Grafik sanatçıları, görsel etki unsurlarının etkisini iyi bildikleri gibi, HTML gibi, hassas ayara izin vermeyen bir dille, stilistik ürünler vermenin zor olduğunu biliyorlar. Aşırı kullanılan grafik etkinin, nasıl bir sonuç verdiği, palyaçoların makyajlarından ve giysilerinden kolayca anlaşılabilir.

Bütün görsel tasarımlarda olduğu gibi, Web sayfası tasarımında da tutarlılık şarttır. Web alanları, günümüzde firmaların kurumsal imajlarının oluşumunda en önemli unsur haline gelmiş bulunuyorlar. Bir firmanın basın ve televizyon reklamlarında nasıl aynı imaj sürdürülmek zorunda ise, sonuçta bir tür televizyondan ibaret olan Web’de de aynı imajın korunması gerekir.

Grafik unsurlarla “stil” oluşturmaya kalkmak, grafikçilerin işidir. Bir Web alanının başından sonuna tutarlı bir şekilde izlenen grafik uygulama, sonunda izleyicide Web alanının sahibi kurum hakkında bir yorum uyandırır. Bu nedenle sırf süsleme amacıyla, sayfaların orasına burasına çizgi ya da fotoğraf unsurları konulmamalıdır. Özellikle çizgi grafiklerin üç boyutlu görünmesini sağlamak gerektiği inancı, günümüzde hemen hemen bütün Web tasarımına egemen olmuş ve hemen hemen her grafik unsurun bir tarafına gölgeler yerleştirilmiş bulunuyor. Gölge, bir görsel öge olarak kullanılacaksa, sayfanın tümünün bir bütün olduğu unutulmamalıdır. Bir unsurun gölgesi sağa aşağı, diğerininki sola yukarı düşemez. Böyle bir uygulama, sayfayı izleyende derinlik duygusundan çok baş dönmesi ve mide bulantısı duygusu verir!

Ana sayfa, ya da yaygın adıyla home page, ya da giderek moda olan bir yaklaşımın verdiği isimle splash page, izleyicinin bizim Web alanımıza daldığı noktadır. Bu nedenle sayfada bir davet unsuru olması şarttır. Bu sayfanın az ve öz unsun içermesi de giderek yaygın bir tarz olmaya başladı.

Ancak izleyicinin içi tamamen boş, alanımızın ana unsurlarına bağlantılar vermeyen, buna karşılık görkemli grafikler içeren bir sayfa ile zaman kaybetmesi, bize ne kazandırır? Bir gazete veya derginin Web alanı, yayınladığı organın kapak sayfasına benzeyebilir. Ama bir üretim firması, ana sayfasında hiç değilse belli başlı mal gruplarının bağlantıları olmalıdır.

Çoğu Internet’e modemle bağlanan izleyiciler için, minimalist, yani küçük grafiklerin geniş alanlar işgal etmesini sağlayan, başlıklardan ve beyaz alanlardan yararlanan, buna karşılık görsel etkisi son dere yüksek sayfalar yapılması mümkündür.

Ekranın coğrafyası

Özellikle meslek yaşamı boyunca kağıt üzerinde grafik üreten sanatçıların, bilgisayar ekranında izlenmek üzere grafik yapmaya başladıklarında karşı karşıya kaldıkları ilk sorun, ekranda büyük görünen grafiğin kağıt üzerinde küçücük kalmasıdır. Kağıt üzerine geçirilecek grafikleri bilgisayarla çizen grafik sanatçılarından kimi de kullandıkları 21 inçlik ekranda yaptıkları grafiklerin, evlerdeki 14 inçlik ekranlarda nasıl görüneceğini pek hesaba katmazlar. Yapılan hemen hemen bütün araştırmalar, Web ziyaretçilerinin sadece yüzde 10’unun bir ekranın sağında ve altında kalan unsurları görmek için, kaydırma çubuklarını kullandıklarını gösteriyor. Başka bir deyişle, grafiğiniz, 14 inçlik bir ekranın sağından ve altından dışarı taşıyorsa, izleyicilerinizin yüzde 90’ını kaybediyorsunuz, demektir.

Bilgisayar ekranı, çoğu zaman gazete ve dergi sayfalarından küçüktür. Web tasarımında sık sık yapılan hata, grafiklerin 14 inçlik bir ekranın temiz görüntü alanının dışına çıkmasıdır. Macintosh ve Windows’un kapladıkları alanlarla Internet Explorer ve Netscape Navigator’ın çerçeve başlıkları çıktıktan sonra kalan bu temiz alanın ölçüsü, 535 pixel genişliğinde320 pixel yüksekliğindedir. Pixel, ekranda görüntüyü oluşturan noktaların ölçüdür ve ekran imalatçısına göre ve ekranın büyüklüğüne göre değişmektedir. Bu ölçüyü geçen bir grafik, A4 kağıda basılamaz.

<webalan.tif>

Buna göre, tasarımcı genişliği 13 ile 15 inç arasında değişen bir ekrana göre çalışsa bile yapacağı sayfanın kağıda dökülmesi ihtimali varsa, sayfasının enini, 600 değil, 535 pixel’i geçmeyecek şekilde ayarlamalıdır. Ekrandaki sayfamızın eni kağıt üzerinde yaklaşık 21 cm olur. Oysa bunun yaklaşık 19 cm’si kağıda basılabilir. Buna karşılık kullanıcının sayfasını aşağı-yukarı kaydırmasını önlemek üzere tasarlanan bir ekran sayfasının yüksekliği 350 pixel (yaklaşık 12.5 cm) olurken, 672 pixel (yaklaşık 23.5 cm) bir ekran sayfası sayfa rahatça A4 veya ABD standardı dosya kağıdına basılabilir. Bir çok Web sayfasının kağıda dökülmesi tasarımcının ilk olarak gözönünde tuttuğu husus değildir. Tasarımcı, çok metin unsuru yeralan sayfaların hemen hemen daima kağıda döküleceğini unutmamalıdır. VGA ekranı sağından soluna dolduran bir yazı, kağıda döküldüğünde, sağdan 2 santimetresini kaybedecek demektir. Browser programların Macintosh veya Windows ortamında tam ekran olarak gösterdikleri temiz alan farklıdır. Bu nedenle kayıp, 2 cm’nin altında veya üstünde olabilir.

Baskı bakımından kayba uğramayacak “tam ekran” ölçüleri Netscape Navigator ve Internet Explorer’da azami genişlik 535 pixel, azami yükseklik 295 pixel olarak planlanmalıdır. Buna karşılık basılması düşünülmeyen sayfalar 595’e 295 pixel olarak çalışılabilir.

Burada sayfanın uzunluğundan da söz etmek zorundayız. Bilgisayar ekranlarının sağındaki kaydırma çubuğu, ekrandan uzun bir içeriğin yukarı doğru kaydırılmasını sağlar. Özellikle firmanın Web alanı için önemli sayfaların bağlantıları, bir ekran dolusu içeriğin altında kalırsa, izleyicinin nerede ne gibi bağlantı olduğunu bilmediğini ve çok az kişinin ekranında sayfayı yukarı doğru kaydırdığı gerçeğini hatırlarsak, büyük bir ihtimalle ana sayfamıza kadar gelmiş bir ziyaretçinin bizim için önemli sayfalara gitmesini sağlayamamış oluruz.

Sayfamızı ekrandan uzun tutmaya karar verirken, izleyicinin sayfayı mutlaka kaydıracağından emin olmalıyız. Bir gazetenin haber özetleri sayfasını tasarlayan kişi, bundan hemen hemen yüzde 100 emin olabilir; ziyaretçi zaten haberi okumak için o sayfada bulunmaktadır ve haber ne kadar uzunsa, ekranını o kadar kaydıracaktır. Ama metin halinde bilgi verilmeyen buna karşılık tasarımcı için önemli bağlantılara yer verilen bir sayfanın, bağlantıların bulunduğu alt kenarı, tasarımcının bir yanlış hesabı sonucu ekranın 2 santimetre altında kalmış ise, bağlantıların orada olabileceğini tahmin etmeyen bir çok kişi, bu içi boş sayfaya bir kaç dakika baktıktan sonra mouse’ını Geri Dön düğmesine doğru sürmeye başlayacaktır.

HTML dilini kullanarak yaptığımız sayfaların, gazete dergi sayfası gibi statik olmadığını hatırlamamız gerekir. Adı üzerinde HTML, hypertext’e–ekranı yani birbirine sıçratabilecek hyper bağlantılar içeren metinlere–dayanmaktadır. Verilecek bilgiler ekranlar dolusu bir metin oluşturuyorsa, bunu bir ekranlık parçalara bölerek, ve parçaları birbirine bağlantılayarak, izleyicinin kaydırma çubuğunu kullanma zorunluğunu ortadan kaldırabiliriz. Verdiğimiz bilgi gerçekten çok uzunsa, örneğin bir şirketin yıllık mali raporunu Web sayfalarımıza koyacaksak, daha iyi bir teknik raporun yazı ve grafikleri ile birlikte kullanıcının bilgisayarına download edilmesi için bir bağlantı koymak olabilir.

Web’de Sayfa Düzeni

Mevcut Web sayfası tasarım programları, Quark Express, Corel Ventura veya Adobe PageMaker gibi sayfa tasarım programlarından çok daha az denetim imkanı getirmektedir. Bunun başlıca nedeni, kullanıcının bilgisayarı ile Web Server programının bulunduğu bilgisayar arasındaki iletişim protokolüne (HTTP) uygun bir iletişim sağlamak zorunda olan HTML dilinin karşı karşıya olduğu teknik zorluklardır. Ama bu zorluklar, bir taraftan HTTP protokolünde, diğer taraftan browser programlarının HTML’i yorumlayışlarındaki sürekli gelişme sayesinde, yavaş da olsa, giderek azalmaktadır. Şimdilik bazı zorluklar var diye, HTML sayfaların palyaço makyajı gibi olması da gerekmez. HTML ile yapılabilecek muhteşem tasarımlar vardır. Hele, HTML 4.0 sürümü ile sağlanan ve sayfalarda görsel birlik bağlamakta kullanılması gereken yerel STYLE kodu veya Cascading Style Sheet (CCS) adı verilen stil komutları dosyası oluşturma imkanı, görsel açıdan etkili HTML sayfalar yapmayı mümkün kılmaktadır.

Aşağıda, görsel açıdan arzu edilen etkiyi sağlamakta kullanılabilecek bazı HTML tasarım kolaylıkları sıralanmaktadır:

Renk

Bir Web alanının çeşitli sayfaları arasında görsel birliği, belki de diğer grafik unsurlardan daha fazla, renk birliği sağlar. Daima Macintosh sisteminin daha zengin renk skalası yerine Windows’un daha kısıtlı temel renklerini kullanınız. Windows 95 ile PC dünyasına da 256 renk içeren paletler gelmiş olmakla birlikte, Windows sistemi gerçekte 216 renk üretebilir. güvenli bir renk skalası, en az üç en fazla beş renk içermelidir. Bu renklerin Windows’ın sistem renkleri olmasına dikkat ediniz. Sistem skalasında yer almayan bir renk seçtiğiniz zaman, bu rengin hangi tür bilgisayar ekranında nasıl gösterildiğini mutlaka sınayınız. Sizin ekranınızda hafif bir sarı, bir başka bilgisayarın ekranında neon sarısı olabilir. İzleyicinin bizim arzu ettiğimiz rengi, arzu ettiğimiz tonda görmesini sağlamak için, sayfanın geri planına renklendirlmiş boş kutudan oluşan grafik yerleştirmek, sadece sayfanın aktarılmasını geciktirmeye yarar. Renk tonundan fedakarlık ederek, sayfalarımızın hızlı aktarılabilir olmasını sağlamalıyız. Netscape’in renkleri Hexadecimal sayılarla tanıdığı, buna karşılık Explorer’ın renkleri isimleriyle tanıyabildiğini unutmamak gerekir. Explorer da hexadecimal değerleri tanıyabildiğine göre, güvenli bir uygulama daima renklerini sayıyla ifade etmektir.

Ölçüler

Sayfanın kodlanması sırasında işi şansa bırakarak, ölçüleri yüzde olarak vermeyiniz; daima pixel olarak veriniz. Yatay olarak bütün unsurlarınızın genişliği, sayfanın izleyici tarafından kağıda basılacağını tahmin ediyorsanız 539 pixel’i, sadece ekranda seyredileceğini düşünüyorsanız 350’yi geçmemelidir. Bununla birlikte sayfada yatay veya dikey kaydırma çubuğunun çıkmasına neden olmayacak bir tasarımda, ölçülerin yüzde olarak verilmesi, büyük ekranı olan izleyicilerin teknik imkanlarından kendi lehimize yararlanmamızı sağlar.

Sütun

HTML, sayfayı sütunlara bölemez. Bu bakımdan sütunlu sayfa düzeni ya tablo ile, ya da grafik unsurların mutlak koordinatları verilerek yapılabilir. Mutlak koordinat yöntemi sadece browser programlarının 4.0’ncü sürümüyle uygulanabilir olduğuna göre, eski sürüm browser sahipleri, bizim sütunlar halinde görüleceğini sandığımız unsurları, alt alta dizilmiş olarak görebilirler. Tabloların kutularına arka plan rengi ve görüntüsü verebiliriz. Bu imkandan yararlanırken, sayfanın aktarılması hızını ne ölçüde yavaşlattığımızı hesaba katmalıyız. Tablonun her bir kutusunu, bağımsız bir HTML sayfası gibi ele alabilir ve içine metin ve grafikleri yerleştirebilirsiniz. Yeni sürüm browserlar, tablo kutusu içine yeni bir tablo bile kabul edebilirler. Tablo, etkili bir sayfa tasarımında güçlü bir araç olarak kullanılabilir.

Çerçeve

HTML’e sütun görüntüsü veren bir diğer imkan çerçeve (frame) komutlarıdır. Ne var ki, bilgisayar kullanıcılarının sahip olduğu browserların eski sürümleri, çerçeve komutlarını yorumlayamazlar. Çerçeveli sayfaların yavaş yüklendiği gerçeği de bir çok kullanıcıda çerçeveye karşı olumsuz bir önyargı oluşturmuş bulunuyor. Bununla birlikte çerçeve, sayfanın bir köşesini sabit hale getirerek, tasarımcıya değişmeyen bir seyir denetim alanı verir ve bağlantılar buraya yerleştirilebilir; ama tasarımı önce hiç çerçeve kullanmadan yapmanın yollarını aramalıyız. Seyir (navgation) bağlantılarımızı, her sayfada tekrarlamak veya bağlantı komutlarını içeren basit grafiği her sayfada tekrar ederek, çerçeveye başvurmaktan kurtulmak mümkündür. Çerçeve kullanmaktan başka çare yoksa, çerçeve genişliklerinin toplamının, tayin ettiğiniz sayfa genişliğini aşmamasına özen gösteriniz. Bir sayfanın ortasında beliren kaydırma çubuğu kadar kötü görsel etki oluşturulan başka bir uygulama olamaz! Kaydırmak çubuğundan kurtulmak için çerçevelerin kaydırılamaz olmasını (scrolling=none) sağlamak ise, doludan kaçarken yağmura tutulmak olur. Çerçevenin içeriği çerçeveye kalan alanı aşmıyorsa, kaydırma çubuğu ekrana gelmeyecektir. Kaydırma tümüyle önlenir ama içerik ekranın sağından dışarı taşarsa, izleyicinin içine düşeceği öfkeyi düşünün ve kaydırma komutunu otomatik’te tutun (scrolling=auto). Her sayfanın bir de çerçevesiz türünü yapıp, her ikisini birbirine bağlantılandırmak, izleyeciye saygılı bir tasarımcının başlıca ilkelerinden biri olmalıdır. Bu arada IFRAME komutu ile ilgili ufak bir hatırlatma yapmakta yarar var: Frameset komutu kullanmadan, bir HTML sayfasının içine yüzen bir başka çerçeve yerleştirmeye imkan veren bu komut, şu anda sadece Explorer tarafından tanınmaktadır. Etkili bir görsel unsur oluşturulan ve Frameset gibi bilgisayardan bilgisayara aktarılması zaman almayan bu yararlı komutu kullanabilmek için en azından Nestcape 5.0’e kadar beklemek gerekiyor.

Grafiklere konulacak bağlantı komutları (map’ler)

Daima client side map kullanmaya özen gösteriniz. Server side map komutları, izleyicinin bilgisayarı ile Web Server bilgisayarı arasında iletişimi iki kez arttırmaktan başka bir işe yaramayan eski bir teknolojidir.

Metin Biçimlerdirme

HTML’de yazıları şekillendirme, henüz yeni başlıyor. Quark’ın imkanlarının HTML’e gelmesi için daha çok zaman geçmesi gerekiyor! Ama durum o kadar da umutsuz değil. Explorer’da 3.0’den beri olan HTML dosyası dışı stil dosyası (cascading style sheet, CCS) tanıma imkanı, Netscape 4.0’e de bir ara sürümle gelmiş bulunuyor. Ama browser’ları en son sürümle güncelleştirilmiş kaç kişi var? (Kendi sorumuzun cevabını verirsek, bir araştırma Türkiye’deki tüm browser’ların sadece yüzde 12’sinin her iki programın 4’ncü sürümü olduğunu gösteriyor.) Fakat her iki programın 3’ncü sürümlerinden bu yana ortak tarafı, HTML’in içine yerleştirilmiş STYLE komutunu tanımalarıdır. Bu imkanısayfalarınızı zenginleştiren bir şekilde kullanmak mümkündür. SPAN komutunu, STYLE ile birlikte kullanarak, H1-H6’ya bağlı kalmadan etkili sayfalar yapılabilir. Paragrafların sayfanın sağına, soluna veya ortasına bloke edilmesini sağlayan “text-align:” komutu, bir başka güçlü tasarım unsuru olarak kullanılabilir. Her bir paragrafa, bir diğerinden bağımsız sağ ve sol boşluklar (margin) vermek mümkündür. Biçimlendirme komutlarınızı sayfanın başında tanımlarsanız, aşağıda istediğiniz gibi yararlanabileceğiniz tag’ler elde etmiş olursunuz.

Form

Bir gazete veya dergi sayfasının ya da televizyonun yapamayacağı fakat HTML’in yapabileceği bir şey varsa, o da FORM komutunun kullanılması olmalı. Form, kullanıcının Web server ile ile etkileşmesinde doğrudan kullanabileceğimiz bir işleve sahiptir. Form ile ziyaretçi bize bilgi verebilir, bilgi isteyebilir; hatta form komutu ile izleyiciye bizim bilgisayarımızı kullanma, izin verdiğimiz programları işletme imkanı bile verebiliriz. Form sayfanın kendisinden beklenen etkileşmeyi sağlayabilmek için teknikten önce uygun bir görsel etkiye sahip olması gerekir. Bu nedenle formlar, Web sayfasının teknik yönetmeni tarafından komutlandırılmadan önce, grafik tasarımcısı tarafından çizilmelidir. Form sayfalarında izleyicinin kutudan kutuya gitmesinin mantıksal bir çizgi izlemesi gerekir. Örneğin, izleyicinin adresini yazarken, sokak adı ve bina numarasından önce kenti yazmasını istemeyiniz. Herkes, yıllarca resmi ya da resmi olmayan formlar doldurarak, adeta belirli bir form beklentisine sahiptir. Bu beklentiyi bozmak izleyiciyi şaşırtabilir. Formlarda istenen bilgilerden radyo düğmesi veya işaretleme kutusunun seçilmesi suretiyle verilecek olanların değişkenleri aynı ismi taşımalıdır. Aksi taktirde, örneğin bu formla elde edilecek bilgi bir veri tabanına işlenecekse, ortaya kullanışlı olmayan bir sütun çıkartmış olursunuz. Formlarda, mutlaka doldurulması gereken kutular, belirgin bir renkte ve açık ifadelerle işaretlenmiş olmalıdır. Formların bağlı olduğu CGI programları, formu dolduran kişiye o anda ekran başında ve daha sonra elektronik posta ile formunun alındığını bildirmelidir. Kısa bir teşekkür mesajı içerek bu bildirim ekranında, mutlaka formdan bir önceki sayfaya geri dönme imkanı olmalıdır. Formun yanlış doldurulduğu kullanıcıya ayrıntılı olarak bildirilmeli, hangi kutuda, hangi bilgide hata olduğu veya hangi kutunun mutlaka doldurulması gerektiği açıkça kaydedilmelidir. Hata bildiren ekrandan geriye dönüşte, formun boş şekli ne değil, hatalı da olsa doldurulmuş şekline dönme sağlanmalıdır. Formda kredi kartı numarası, adres, ya da kişinin özel yaşamıyla ilgili izinsiz açıklanması mümkün olmayan bilgiler isteniyorsa, formun belirgin bir yerinde bu bilgilerin gizli tutulacağı güvencesi yer almalı ve bu gizliliğin sağlanması için CGI tarafında gereken önlemler alınmalıdır. Elektronik ticaretle ilgili formlarda, bize güvenliği veren firmanın, sistemin veya bankanın güvenlikle ilgili logosu belirgin şekilde kullanılmalıdır.

ALT

Grafikleri bilgisayarına aktaramayan bir izleyici, sizin koyduğunuz grafik yerine çirkin bir kopuk bağlantı simgesi görür. Oysa bunun yerine, yüklenemeyen grafiği anlatan bir kaç kelime, kullanıcıyı meraktan kurtarır.

META ETİKETLER

Web alanımızın izleyene bir şey kazandırmasını sağlamak, ziyaretçiye yeniden gelmesi için çıkartılmış en etkili davetiyedir. Yeniden ziyareti sağlamak kadar, sayfalarımızın varlığını bile bilmeyen, özellikle belirli bir koruda arama yapan kişilerin karşısına kolayca çıkabilmemiz gerekir. Belirli arama sistemlerini işleten kurum ve kuruluşlar, Internet’teki sayfaların tümünü inceleyerek içindekileri indekslemek yerine, HTML sayfalarının başındaki META tag’lerini kaydetmekte ve indekslerini burada yer alan bilgilerle yapmaktadırlar. Bu nedenle, bütün HTML dosyalarımızın başında, örneğin:

<META name=”description” content=” Filanca Gazete / Filanca Online / Filanca Newspaper “>

<META name=”keywords” content= “filanca, hurriyet, turkiye, turk, turkce, basin, gazete, haber, gundem, politika, dunya, spor, ilan, ekonomi, yazar, news, newspaper, press , journal, daily, politics, international, sports, journalist, economy, advertisement “>

şeklinde tanıtma satırları bulunmalıdır. Ayrıca SubmitIt.com firmasının sağladığı, sayfalarımızı ilgili alanlara ulaştırarak, bağlantı verilmesi imkanından yararlanma yollarını aramalıyız. Başkalarının bağlantı verdiği sayfaların HTTP adresini değiştirmemeye özen göstermeliyiz. Adresimizi değiştirmek zorunda kalırsak, en az altı ay süreyle eski adresi koruyup, buradan yeni adrese otomatik ve elle kullanılabilen bağlantılar vermek, mevcut ziyaretçi kitlesini kaybetmemek açısından önem taşır.

Bağlantıları Kontrol Edin

Sitenizi Server’a gönderdikten sonra, ziyaretçi gibi sitenize girin ve bütün bağlantıları tıklayın. Bazı HTML editörleri, metin veya resim unsurlarına veya diğer sayfalara bağlantı (link) kurduğunuz zaman, HREF etiketinin karşısına bağlantının hedefini yazarken, bu unsurun bulunduğu sabit diskin ve dizinin adını da yazarlar: <A HREF=”c:\Web\yenisayfa.htm”></A> gibi. Böyle bir bağlantıyı içeren sayfayı sitenize koyduğunuz zaman, Server’ın bulunduğu bilgisayarda sayfanız gerçekten C: diskinde ve Web dizininde ise, bazen mesele olmayabilir. Çoğunlukta ziyaretçiniz bir hata mesajı alacaktır. Sitenin durduğu dizin, Server açısından o sitenin kök dizinidir ve bütün diğer dizinler kök dizine göre göreli (relatif) olarak gösterilmelidir. Sayfanız, sitenizin içinde Web dizininde ise bu bağlantının doğru şekilde gösterilmesi şöyle sağlanır: <A HREF=”./Web/ yenisayfa.htm”></A>. Dikkat ederseniz, ters bölü işaretinin yerine düz bölü işareti kullanıyoruz.

Yükünüzü Azaltın

Sayfanızda gerçekten bir anlamı olmayan, bir maksada hizmet etmeyen ne varsa atın. Hele, “Siz bilmen ne zamandan beri bilmem kaçıncı ziyaretçisiniz!” diyen sayaçların ziyaretçiye ne faydası var? Coğrafî olarak binlerce kilometre uzakta ve Internet’te omurgaya 30 etap ötede bulunan bir ziyaretçi, sitenizi kaçıncı ziyareççi olarak ziyaret ettiğini bilse ne olur? Oysa bu sayacın bağlı olduğu CGI programının çalışması ve sonucu bildirmesi, ziyaretçi için fazladan zaman kaybıdır.

Yazıyla belirtebileceğiniz bir unsuru, grafikle belirtmekten vazgeçin. Browser’ının kuruluş özelliklerinde grafikleri istemediğini belirtmiş ziyaretçileri düşünerek, her grafik bağlantı unsurunun bir de metin bağlantı unsuru olmasını sağlayın.

Özellikle grafik olarak sunulan metinlerde kısaltma yapmayın; kısa bir kelime bulun.

Türkçe.. Türkçe.. Türkçe..

Bu bölümü kapatırken, buraya kadar söylenenler ölçüsünde–hatta onlardan çok daha fazla– önemli şu uyarıyı asla unutmayın:

Sayfalarınızda Türkçe dil bilgisi ve yazım hatası yapmayınız. İyi bir İmla Klavuzu, ve metinlerin (özellikle grafik halinde sunulan yazıların) daktilo ve Türkçe hatası içermemesi gerekir. Bu, söylemesi kolay ama yerine getirmesi oldukça güç kurala riayet, ziyaretçilerinize ve ortak kültürümüze  ne denli saygılı olduğunuzun en büyük göstergesi olacaktır.

Bir cevap yazın